Müstakil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Müstakil etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

''Kalp Düşünebilseydi,atmaktan vazgeçerdi.''

1 y o r u m
''Gençlerin çoğunun Tanrı inancını yitirdiği ve bunu vaktiyle atalarının Tanrı'ya inandığı gibi, yani niye olduğunu bilmeden yaptığı bir zamanda doğdum. Ve insan ruhu düşünmek yerine hissettiğinden, bundan dolayı da doğal olarak eleştiriye yöneldiğinden, bu gençlerin çoğu Tanrı' nın yerine insanlığı koydu. ben ne olursa olsun ait olduğu ortamın hep kıyısında duran ve yalnız bir parçası olduğu kalabalığı değil, aynı zamanda yanı başındaki boşlukları da görebilenlerdenim. İşte bu nedenle Tanrı'yı onlar gibi büsbütün terk etmedim, ama insanlık düşüncesini de kabullenmiş değildim kesinlikle. Düşük bir ihtimal de olsa Tanrı varolabilirdi, bu durumda ona tapmak gerekebilirdi; insanlık ise, adına insan denen bir hayvan türünü ifade eden basit biyolojik bir kavram olmaktan öteye gitmiyor, bu nedenle herhangi bir hayvan soyundan daha fazla hak etmiyordu tapınılmayı. insanlık kültü, özgürlük eşitlik gibi kutsal kavramlarıyla hayvanların tanrı sayıldığı, tanrıların da hayvan kafalı olduğu antik dinlerin dirilmiş hali gibi gelmiştir bana hep. Tanrı' ya inanmadığımı biliyordum, fakat düpedüz bir hayvan sürüsüne de inanamazdım; böylece ben de bazı insanlar gibi kalabalıkların sınırında, yani halk arasında Çöküş diye tabir edilen o her şeye uzak noktada kaldım. Çöküş bilinçaltının tamamen yitirilmesi demektir, çünkü bilinçaltı yaşamın temelidir.Kalp Düşünebilseydi, atmaktan vazgeçerdi.''

Tırnağın sahibi Fernando Pessoa

yo

4 y o r u m
Tarım ve Köyişleri Bakanlığının Verdiği izinle…

Makat, bu dünyada illegal bilgisayar yazılımına verilecek en iyi addır.

Avrupa Birliğinden bahsetmeyen tek kitap kurandır.(?)

Mevsimlerin değişimi sonbaharı, bahar yapacaksa bırakın değişsin. Bahara dokunmadan ama. Sorun Yok! 08.10.2009 tarihini İstanbul’da yaşayanlar…

Bir geleneği ortadan kaldırmak bütün dünyayı ortadan kaldırmaktır Moğol Filminden

İklimler bizim geleneklerimiz mi?

Bundan 1 ay önce bir zombi filminin çekimlerinde figürasyonda yer almak için Büyük Ada’ya gittim. Sesli çekilen bu filmin çekimleri durdurmayı başaran karşı adadan duyulan Daft Punk’ın One More Time parçası idi Türkler’in saçma sapan işler yapmasına dışardan bir müdahale hayatın her tarafında-anında gözlemlenebilir bir şeydir şüphesiz. Fransızların bu coğrafyadaki varlıkları… Yeniden.

Nuray Mert’e verilecek her ders Ahmet Hakan’a Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi dersi olarak tekrarlanabilir. Derslik The House Cafe

Kötü örnek nasılda örnek olur;

Başlangıç Tırnağı

—Çok şey biliyormuş havalarındasın. Bilgi nedir

—mümkün olduğu kadar az şey bilmektir

—ne demek o?

—bilmiyorum efendim

—bir köprü inşa edebilir misin?

—hayır

—silah yapabilir misin?

—hayır

—bunlar bilgi ürünüdür

Bitiş Tırnağı

Bütün savaşlarda köprüler en ilk vurulan yerlerdendir.

Hiç birşeyini (Kültürünü. Belki?) bilmediği topraklara gelip te üstün insan taklidi yapan, Almanya’da doğan Mezopotamyalılara gülmek osuruğa gülmektir, acımak ise yersiz, boş zamandır.

Yukarıdaki son cümlede Tarım ve Köyişleri Bakanlığının vermiş olduğu iznin sıkı parmağı var.
Pablo Picasso
Bu adam bilmediği her şeye ‘Bu ne işe yaramaz’ diyerek beynin kullanım oranını arttırmaya çalışmıştır. Ama ölmüştür kendisi. Keşkek ölmeseydi (bu bir sevgi yada övgü cümlesi değildir.tamamen dua dır)
Petrolün Türkçesi Kaya Yağıdır. Toroslar’ın tepesinde saçma sapan hareketler yapan, insan mahsulü bir makine görenler…
Albert Camus zamanın(anın) ne demek olduğunun uzmanıdır. Charles Bukowski insandır. isot ne kadar talıdır
Yerli yada yersizJ Cennette Charles Bukowski ile devrim (inkılap’ın fonetiğini s.kim)yapmak istenmemeli mi?
Bu gün 1453 Steven Paul Jobs’un doğum yılı. Elmadan ikinci ısırığın estetiğinin işe yaramayacağını gören insan
Evet. Sadece Türkler ve Arapların isimlerinin ve soyadlarının anlamı vardır Tuhahaaaaaaa
Anlamsız olan herşeyin içine ….. bukowski, devrim, serdar, ahmet, zeynel, cem, şuğadar, kraliçe, yerden çıkan su kaynağı, Mevlana, neyzen Tevfik, tuna, Mehmet,(arka arkaya üç nokta koymak için direndiğim cümle)
Ne mutlu düşünürken Ammmmm demeyen insanlaraJ(no racism)
‘Kasabanın En Güzel Kızı’
Bir Arap atı bir İngiliz atı yanın dada bir adet ‘Irak’ galibiyeti
Cidar (www.tdk.com)
Politika (Özel başlık)
Açılış
BIYIGINI ÜSTTEN DÜZELETEN İNSANLARDAN NEFRET ETTTİGİM KADAR HİÇ BİR İNSAN NEFRET ETMEDİM. Turgut Özal’ın en büyük yanlışıdır. Belki de o bu yanlısı görmüş olsaydı bu gün çok daha farklı olurdu yelkenlerimiz. Bu adam öldüğünde dünyanın en metanetli insanın evindeydim. Bende eksilerde gezen bir metanet vardı Tepesine bir ışık yerleştirmiş arı ne güzel olurdu… bu cümlenin de mevcut partiye övgü olmadığını anlayalım lütfen
Zencileri. Japonları, brezilyalıları sevdiğim kadar sevseydim kendimi keşke(dua)
Ben hasta yerimi düzeltemem bıçakla, böbreklerini satarak borçlarını ödeyemeyenler.
‘yeri gelir bülügün bile kullanılacağı yer olur’ Ananemin evdeki bizce gereksiz olanları atmaya başladığımız zaman söylediği söz
Bülük; pipi,çocuk cüküJ
Politik özel başlık son,
Cemal Süreyya’dır aslı ama o Türkçe olsun diye bir ‘ y’ yi heba etmiştir ama bir yandan da üşüyorum kapama gözlerimi diyendir cemali sevmem herşeye rağmen… başkada bir numarası yoktur benim acımdan ama tv ye program hazırlayan açısından mühimdir
Futbolu açıklamak bana en zor gelen şeydir…
Futbol, gerçekten ilgili olmayan insanlara açıklanması en zor gerçektir
Futbol kutsal kitaplarda yer almayan tek oyundur.(?)
‘içim sana çıksa, olsam iç içinde sana, bana dön desem, için için ne dersin’
Sanırım ülkemizde bir ressam olan Ali Sarugan ‘ın eski sevgilisinin tarafından yazılmış bir şiir
Kim neden paylaşır ki bole şeyleri zaman zaman
Atı alan Üsküdar’ı geçti.
Eskiden Üsküdar’a kaçan suçlular için söylenmiş sözdür kendileri
Ben bu yazıya baslarken okuyan herkese ebetteki bir şeyler söylemek istedim.
Değilse ne anlamı var ki
Anlamsız olan herşeyin içine ….. bukowski, devrim, serdar, ahmet, zeynel, cem, şuğadar, kraliçe, yerden çıkan su kaynağı, Mevlana, neyzen Tevfik, tuna, Mehmet,(arka arkaya üç nokta koymak için direndiğim cümle)
Anlamsız olan herşeyin bacısını s.keyim
Bundan daha uzun olmasını diledim ama burada kilitlendi kaldı ama herşey rağmen şahane bir serüvendi demek lazım

Bu son cümle bu yazının ta en basında yazıldı, yani ilk cümleydi

Post modernizemin ne kadar karsısında durmaya çabalasam da bu bole oldu.

Aslına bakarsınızı insanlar son donemde yaptıklarıyla alakalı sırlar vermeye başladı bunu da sevmiyorum. Çünkü bu saçma sapan bir devrim. Sessiz sedasız bir devrim, ama bir yandan insanı acizleştiren bir şey var ortada insanın ne kadarda politik(kaçınılmaz tanım) olduğunu vurguluyorlar

Evet, oleyiz (‘insanoğlu kaypaktır’)

Ama değiliz de bir taraftan, bir tarafıyla çok acz içindeyiz diğer tarafım hiç sevinmiyor

Çünkü bir geleneği yıkmak dünyayı yıkmakla es değer ama son baharın ilkbahar olması hiç fena değil

İnanmayacaksınız ama benim dedem dudak kanserini iyileştiriyordu;

Dudak kanseri olan insanların dudağını dağlıyordu(vay be iyi para kazanıyordu(?) Ama elektrik yoktu ki köyde)

Bu yazı bir yazı

Ben’ Son Gece’ diye bir film izledim film çok güzeldi ama TV filmi mantığıyla çekilmiş bir filmdi.?

‘’Aşıklarla başa çıkacak gücün yoksa eğer, Aşka öyleyse ne diye hayret ediyorsun. Etme!’’

Belki devam eder beklide etmez

Beşgen Kırmızı Kutu

1 y o r u m
Selamünaleyküm

2001 yılında üniversiteyi bitirdigimde türbülans (bir sıvının ya da gazın hareket halindeki düzensizliğidir.) girdim. Ailemin evinin oldugu Mersin'de yaşamaya başladım. Şimdi olduğu gibi o zamanlarda da gelecekle alakalı planlar yapmıyordum. Orta okulda farkına vardığım büyük korkum askerlik yapılacak mı yapılmayacak mı ve üniversitenin son yılında çok zamansız bir şekilde başıma gelen aşk olayını düşünmekten, bunlar üzerine yazı yazmaktan başka bir şey yapmıyordum. Sanırım aynı yıl Mersin'de sel olayları olmaya başladı ()Bunlar benim göz yaşlarımdı deyip Yılmaz Erdoğan'dan iş teklifi almak var anasını satayım() Çok şeyler yazdım o zaman 10 yazıdan biri tam anlamıyla olanı biteni anlatıyordu geri kalanlar zorlama şeylerdi. bitti.

askerlik yapıldı, aşığın biri denize dalarken digeri gökyüzünde çıkacak mı çıkmayacak mı diye denize bakıyordu. aradaki muazzam mesafe.

yazılabilir bir çok şey tabi ki yazmak istenirse

Şimdi ben İstanbul'da hayat kurmuş bir insanım. Çalışmanın insan hakları ihlali oldugunu düşündüğümden ama bozulup tekrar düzülmenin de o kadar kolay olmadığını bildiğimden işe girdim muhtelif zamanlarda ve muhtelif zamanlarda o işlerden ayrıldım. genelde Mayıs ayına denk gelir bu ayrılma.
Bahar ve yaz aylarında çalışmak katliamdır.

Bu sene mart ayında ayrıldım işten.
yazının basında bahsedilen plansız halimle
biraz düşündüm çalışmadan hayatı idame ettirme üzerine
çok kolay gibi gorunen ama hiç de o kadar kolay olmayan ülkemizde iddaa ismiyle markalaşan oyuna daha bir verdim kendimi.


yazı maksadını aştı bunu bilin



her tarafa bir gidesi var kontrol edemiyorum



yuzumu yıkayacagım tekarar baslayacagım




aslında tam da yazıya baslamadan az oncesiydi anlatacagım


bu sene arkadaşlarımla tatile çıkmadım. çünkü bir çoğu boşanmanın ilk koşulunu yerine getirdiler


hakkaten toparlayamıyorum evlilik hakkında yorum yapmak için başlamadım ben bu yazıya yavvvv



Martta işten ayrıldım .
2 ay sonra Anamur'a gittim.
Son 5 yıldır yanmadıgım şekilde yandım.
Toprağa bastım .
Dişlerimdeki problemi halletmek için Mersin'e döndüm.

Mersin'de üniversite yıllarımdan kalan küçük değerli eşyalarımın olduğu mukavva bir kutu var. Mersin'e her geldiğimde açar bakarım. Bazı elektrik su faturaları felan duruyor. Bu kutunun içinde kırmızı beş kenarlı el emeği bir kutu var. Kutunun kapağında bjork'ün çok güzel bir resmi var, kutunun kapagını kaldırdıgında tabanında p=f(g) kapagının iç kısmında ise cMo yazar.
ben o kutuyu her gördügümde, kapağını her kaldırdığımda 28,29....34,35... yaşında bir çocuk oluveriyorum.
ve her defasında msn de çok da fazla konusmadığım varlığına çok sevindiğim kadına bu duygumu anlatıyorum.

bu sefer biraz ürktüm, çekindim. Çok tekrarlanan bir şey oldu. benim açımdan sorun yok ama onun hayatına bir şekilde müdahale varmış gibi geldi bu düşüncemi de açıkladım

lan mutlu oldum tam zamanı yaz dedim aha bu oldu işte